DOLAR

47,7436$% 0.18

EURO

55,2510% 0.32

STERLİN

64,4811£% 0.38

GRAM ALTIN

6.660,55%2,59

ONS

4.341,35%2,39

BİST100

13.779,39%-0,14

İkindi Vakti a 17:07
İstanbul AÇIK 28°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
  • Şile Son Dakika
  • Gündem
  • Mimar Sinan’ın mektubunda yazıyor! Sırrını caminin temeline mi sakladı: ‘Kıyamete kadar yıkılmaz’

Mimar Sinan’ın mektubunda yazıyor! Sırrını caminin temeline mi sakladı: ‘Kıyamete kadar yıkılmaz’

Mimar Sinan’ın yapılarında çözülmüş, çözülmemiş ya da çözülemeyeceğine inanılan pek çok sır, asırlardır kusursuz şekilde dimdik ayakta duruyor. Çeşitli teoriler, şehir efsaneleri ve dedikodular Sinan’ın sırlarını bir yerlere gizlemiş olabileceğine dair işaretler saklıyor. Peki ama bunlar gerçekten güvenilir ipuçları mı? 1990’larda Şehzadebaşı Camii’nin duvarlarında saklandığı iddia edilen şişe içindeki Mimar Sinan mektubu nerede?

ad826x90
ad826x90
ad826x90

Mimar Sinan’ın yapılarında çözülmüş, çözülmemiş ya da çözülemeyeceğine inanılan pek çok sır, asırlardır kusursuz şekilde dimdik ayakta duruyor. Çeşitli teoriler, şehir efsaneleri ve dedikodular Sinan’ın sırlarını bir yerlere gizlemiş olabileceğine dair işaretler saklıyor. Peki ama bunlar gerçekten güvenilir ipuçları mı? 1990’larda Şehzadebaşı Camii’nin duvarlarında saklandığı iddia edilen şişe içindeki Mimar Sinan mektubu nerede?Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – İstanbul, depremlerin ve çeşitli afetlerin etkisinde binaların çökmesiyle neredeyse her yüzyıl imtihan edilmişti. Padişahlar ve mimarlar, devleti ve şehri yönetirken sağlamlığa ve güce aynı oranda önem veriyordu. Binaları sağlam bir ülke daha güçlü şehirlere sahip olurdu. Hele ki saray, cami ve köprü gibi yapıların sağlamlığı son derece önemliydi. Mimar Sinan 1557’de açıldığı güne kadar Süleymaniye Camii’nin 7 yıl boyunca yalnızca temel inşaatı için uğraşmış, cami açıldıktan sonra da inşası sürmüştü. Kanuni Sultan Süleyman’ın emri üzerine inşa edilen cami, yine Sultan’ın emriyle ‘kıyamete kadar yıkılmayacak’ sağlamlıkta inşa edilecekti. Tabii o dönemde depremler ve yıkıcı afetler bugünden daha az biliniyor, inşaat teknikleri ise matematiksel ve fiziksel anlamda daha az detayla kullanılıyordu. Yani en azından bugün sıklıkla kullanılan hesaplama tekniklerinin o dönem henüz inşa edilmemiş olması bunu düşündürüyordu. Mimar Sinan’ın ise hep gizli bir teknik kullandığına dair söylentiler yayılıyor, onun bir dahi ya da evliya olduğu dilden dile dolaşıyordu. Tabii efsaneler birbiri ardına geliyor en büyük muammalardan birini de Sinan’ın bir caminin temeline sakladığı iddia edilen mektup oluşturuyordu. Mimar Sinan gerçekten de sırrını inşa ettiği camilerden birinin temeline gizlemiş olabilir miydi?Süleymaniye Camii’ndeki pandantiflerMİMAR SİNAN HESAPLAMA SİSTEMİ KEŞFEDİLMEDEN PANDANTİFLERİ NASIL YAPTI?Her ne kadar kabuk yapıların ve eğrisel yüzeylerin statik yük hesaplamaları için kullanılan ‘Membran Teorisi’ ilk olarak Fransız mühendis ve matematikçi Gabriel Lamé ile Émile Clapeyron tarafından 19’uncu yüzyılın ortalarında keşfedilmiş olsa da pandantifler Mimar Sinan’ın camilerinde bundan çok önce de vardı. Öyle ki Sinan’a ilham veren Ayasofya’da bile pandantif vardı. Günümüzde Ayasofya Camii’ndeki Serfim Melekleri tasvirlerinin resmedildiği alanlar da kubbeyi ayakta tutmak için olmazsa olmaz pandantiflerin ta kendisiydi. Peki 1500’lerin ortalarında hatta 500’lü yıllarda inşa edilen yapılarda 1800’lerin matematik hesapları nasıl bulunuyordu? Ayasofya inşa edilirken bu hesaplamalar, 1800’lerdeki gibi karmaşık statik denklemlerle değil, Öklid geometrisi ve deneysel ölçülerle (kürenin küple kesiştirilmesi geometrisi) yapılmıştı. Yani o dönem geometri ve haliyle Mimar Sinan, matematikten 300 yıl kadar ilerdeydi. Ayasofya inşa edilirken ana kemerler ve pandantifler henüz harç tam anlamıyla kurumadan kubbenin ağırlığına maruz kalmıştı. Bu durum tüm ağırlığı üzerine almak üzere inşa edilmiş de olsa pandantifler için yapılan en büyük hataydı. Kubbenin ağırlığına daha fazla dayanamayan pandantifler kısa süre içinde etkisini kaybetmiş ve kubbe dışa doğru açılmıştı. Nihayetinde MS 558’de kubbenin bir kısmı çökmüş ve Ayasofya büyük hasar almıştı. Sinan ise sorunun ne olduğunu bildiğinden, padişaha kıyamete kadar yıkılmayacağına dair söz verdiği Süleymaniye Camii’nde hata yapmamıştı. Mimar Sinan pandantifleri sadece kubbeyi tutan bir geçiş elemanı olarak değil, yükü ana payelere yani fil ayaklarına ve oradan da yan kemer/yarım kubbelere aktaran esnek bir yük dağıtıcı olarak tasarlamıştı. Süleymaniye ve Selimiye Camii’nde pandantifler, ana taşıyıcı iskeletle öyle uyumluydu ki büyük depremlere rağmen yapısal bir çökme ya da hasar gözlemlenmemişti.MEKTUP GERÇEK Mİ? 1990’DA ŞEHZADE CAMİİ’NDE ORTAYA ÇIKTI!1990’lara gelindiğinde Mimar Sinan’ın efsane eserlerinden biri olan ve kendisinin ‘çıraklık eserim’ diye anlattığı Şehzadebaşı Camii’nden bir dedikodu yükselmek üzereydi. Cami restorasyona girmiş ve hassas çalışmalar adım adım ilerletiliyordu. İşin uzmanları sahada, neyin nasıl yapılması gerektiğini yönetiyordu. Tam da bu anlarda caminin gizli bir noktasından, taşın altından bir kâğıt çıktığı konuşulmaya başlanmıştı. Bu öyle alelade bir kâğıt değildi. Mimar sinan’ın bizzat yazdığı söyleniyordu. Sinan yıllar sonrası için bakım ve restorasyonun nasıl yapılacağına ilişkin cami ile ilgili sırlar yazmıştı. Bu iddialar kulaktan kulağa yayılıyor, Mimar Sinan’ın mektubu merak ediliyordu. Peki ama mektupta tam olarak ne yazıyordu? Şehzadebaşı Cami’nin 1990´li yıllardaki restorasyonunu yapan bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıklarını “Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu. Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık. Kalıbı yaptık. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık. Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık. Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kâğıt vardı. Şişeyi açıp kâğıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı. Şunları söylüyordu: “Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum” diye anlatıyordu.Notre-Dame Katedrali’nin tavanında bulunan kireç taşlarıPeki Sinan gerçekten kıyamete kadar yıkılmayacak bir camii inşa ederken de ömrü 400 yıllık olan bir taş kullanır mıydı? Mimar Sinan, hem Şehzadebaşı hem de Süleymaniye camilerinin ana duvarlarında, kemerlerinde ve dış cephe kaplamalarında küfeki taşı diğer bir adıyla Bakırköy kireç taşı kullanmıştı. Her şey birbiriyle çelişirken ortada ne bahsi geçen şişe ne de mektuba dair bir kanıt vardı. Bu nedenle her şey uzun yıllarca şehir efsanesi olarak anlatılıp durdu. Hatta zaman içinde başka il ve ilçelerdeki tarihi camiler için de benzer dedikodular ortaya çıkarıldı. Ne olursa olsun tek gerçek vardı: Mimar Sinan asırlara meydan okuyan, zamansız ve dâhiyane yapılara imzasını atmış ve asırlar boyu ilham kaynağı bir şahsiyet olmayı başarmıştı! Öte yandan 15 Nisan 2019 akşamı yanan Notre-Dame Katedrali’nin gövde ve çatısında da kireç taşı kullanılmıştı. Katedralin yanan kısımlarından biri olan çatı onarılana dek yağmur suyu bu taşlara temas etmiş ve 40 santim kalınlığındaki taşların altta kalan tarafı 2 santim kadar çürümüştü. Doğrudan suyla temas eden değil, suyun akıp en son birikip döküldüğü nokta çürümüştü. Çünkü taşlar suyu emiyor ve kireç taşının içinde dağınık vaziyette bulunan tuzlar en alt kısma toplanarak o bölgeyi yıpratıyordu. Daha sonra katedralin taşları özel bir harçla kaplandı ve bu çürüme tamamen durduruldu. Süleymaniye Camii’nde 1960’lı yıllardaki çimento kullanılarak onarım yapılmış ve benzer bir tuzlanma sorunu ortaya çıkmıştı. Daha sonraki yıllarda bu hatadan derhal dönülmüş ve Mimar Sinan’ın kullandığı horasan harcı ve küfeki taşının nefes alabilir yapısı korunarak yapının tamamen çürümesini engellemek için kimyasal ve fiziksel arındırma yöntemleri ve ‘kâğıt hamuru lapası’ tekniği uygulanmıştı. Bu ıslak lapa, tuzlanma olan küfeki taşlarının üzerine katman katman kaplandı. Taşın içindeki çözünmüş tuz, lapa kurudukça taşın dışına, yani lapaya doğru emildi. Lapa kuruyup tuzu içine çektikten sonra yüzeyden soyuldu ve taşlar tuzdan arındırılmış oldu.

ad826x90

ad826x90

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

TBMM Adalet Komisyonu’nda ‘Çerçeve yasa’ görüşmeleri… ‘Bu teklif, genel af değildir’

HIZLI YORUM YAP